Dijital fişleme sona mı erdi? SGK’den ‘işçiyi koruyan kod’ hamlesi
Son günlerde çalışma hayatının en önemli dijital belgelerinden biri olan SGK hizmet dökümünde önemli bir değişiklik yapıldı. SGK, e-Devlet üzerinden alınan barkodlu hizmet dökümlerinde işten çıkış kodlarını göstermeme kararı aldı. Bu adım, aslında yıllardır süregelen bir uygulamanın İş Kanunu ve Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (KVKK) ile uyumlu hale getirilmesidir.
Peki, nedir bu hizmet dökümü?
Hizmet dökümü, bir sigortalının çalışma hayatı boyunca hangi tarihlerde, hangi işyerlerinde çalıştığını, kaç gün prim ödediğini ve bu primlerin hangi kazanç (maaş) üzerinden yatırıldığını gösteren resmi bir tablodur. Asıl amacı; işçinin emeklilik haklarını takip etmesi, sağlık hizmetlerinden yararlanma şartlarını denetlemesi ve toplam kıdemini görmesidir. Yani bu belge, işçinin devletle olan bağını ve sosyal güvenlik haklarını ispatı için vardır; yeni bir işverene "sabıka kaydı" veya "referans belgesi" gibi sunulması için değil.
Pek çok çalışan belki hatırlamaz ama 2003 öncesinde yürürlükte olan 1475 sayılı İş Kanunu'nun 31. maddesi, işçiyi bu konuda çok daha mutlak bir şekilde koruyordu. O dönemde yasa, işçinin ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırı bir durumu yoksa işten ayrılış nedeninin çalışma belgesine yazılmasına dahi izin vermiyordu. Bugün yürürlükte olan 4857 sayılı İş Kanunu’nun 28. maddesi de bu ruhu koruyor. Kanun koyucu burada şunu der: "İşçinin geleceğini, eski işverenin sübjektif yorumlarıyla karartamazsınız." Ancak dijitalleşme ile birlikte, kâğıt üzerindeki bu yasak, e-Devlet dökümlerindeki "çıkış kodları" ile fiilen delinmişti.
Bu konunun sadece idari bir düzenleme olmadığını, işverenin ciddi bir tazminat riski taşıdığını Yargıtay kararlarında da görüyoruz. Örneğin; Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin emsal bir kararında (Esas: 2008/18601, Karar: 2009/19730), işverenin işçiye usulüne uygun ve doğru bir çalışma belgesi vermemesi durumunda, işçinin bu yüzden yeni bir işe giremediğini ispatlaması şartıyla, uğradığı zararın (iş bulamama tazminatı) eski işveren tarafından karşılanması gerektiği hüküm altına alınmıştır. Yani işveren, işçinin iş bulmasını zorlaştıracak bir belge düzenlerse veya gerçeği yansıtmayan bir "kod" ile işçinin önünü kapatırsa bunun bedelini ödemekle yükümlüdür.
SGK'nın bu son değişikliği, aynı zamanda büyük bir KVKK (Kişisel Verilerin Korunması Kanunu) krizini de bir nebze dindirdi. İşverenlerin işe alım süreçlerinde adaydan "barkotlu hizmet dökümü" talep etmesi, kişisel verilerin korunması ilkesine temelden aykırıdır. Zira bu dökümlerde sadece iş geçmişi değil; kişinin hangi dönemlerde kaç gün istirahatli (raporlu) olduğu, engellilik durumu gibi "özel nitelikli" veriler de yer alabilmektedir. İşverenin işe alacağı bir adaydan, yapacağı işin niteliğiyle ilgisi olmayan bu kadar geniş bir veriyi talep etmesi hukuken "ölçüsüzdür".
Tabii ki burada asıl mesele, belgenin içinde ne yazdığından ziyade, işverenin işe alım gücünü bir baskı aracı olarak kullanıp bu belgeleri fütursuzca talep etmeye devam edip etmeyeceğidir. "İşine geliyorsa şifreni ver" diyen bir zihniyet varken, sadece teknik bir gizleme yeterli olmayabilir. Ancak artık işverenler, hizmet dökümüne ilk baktıkları anda "Bu işçi eski yerinden Kod-29 ile atılmış" ya da "Bu işçi çok dava açıyor" gibi kolaycı çıkarımlar yapamayacaklar. Bilgiye ulaşmanın önüne konulan bu teknik engel, işçinin "ebediyen fişlenmesinin" hızını kesecektir.
Bu arada şunu da açıkça görmek gerekir; önemli olan belgedeki bilgilerin maskelenmesi değil, işverenin işçinin mahremi olan e-Devlet şifresini veya detaylı hizmet dökümünü talep etme alışkanlığının kökten değişmesidir. Bu düzenleme, bu tip hukuksuz taleplere karşı işçiye hukuki bir "hayır" deme zemini sağlamaktadır.
İşe alım süreçlerinde, adayın sendikal tercihini öğrenmek için e-Devlet şifresini talep edecek kadar ileri giden, işçinin özel hayatını kuşatan o baskıcı işveren mantığına karşı artık somut bir duruş var. SGK’nın bu kararı, işverenin işçinin özel bilgilerini fütursuzca deşelediği, KVKK kurallarını hiçe saydığı bu "arka kapı" yöntemlerini kapatmak adına önemli bir settir. Sonuç olarak; SGK’nın bu hamlesi, işçinin "geçmişiyle yargılanmama" hakkını dijital ortamda da tesis etmiştir. İş Yasası'nın korumacı ruhu ile KVKK'nın modern veri güvenliği anlayışı bu noktada birleşmiştir.