Kuzey Kıbrıs’ta diploma davası Meclis Başkanı’na uzandı
MHP Mersin Milletvekili Levent Uysal ve eşi Ece Uysal’ın sahibi olduğu Kıbrıs Sağlık ve Toplum Bilimleri Üniversitesi (KSTU), bir süredir sahte diploma ve yolsuzluk soruşturması ile anılıyor. Güzelyurt’ta faaliyet gösteren üniversitede, 600’den fazla usulsüz diplomanın dağıtıldığı iddia edilmiş ve aralarında bakan, milletvekili, bürokrat, emniyet amiri ve üniversite yöneticilerinin de bulunduğu kişilerin yargılanmasına başlanmıştı. Geçen iki yılın ardından davada kritik bir eşiğe gelindi. Kasım 2025’te on beş yıl hapis cezasına çarptırılan KSTU’nun eski genel sekreteri ve hissedarı Serdal Gündüz, Ulusal Birlik Partisi (UBP) eski Girne Kadın Kolları Başkanı Fatma Ünal’ın yargılandığı davada ifade verdi. Hafta başında, Güzelyurt Kaza Mahkemesi’nde görülen davada tanıklığına başvurulan Serdal Gündüz, sanık Fatma Ünal’ın üniversiteye kaydının yapılması ve diploma sürecinin hızlandırılması için dönemin İçişleri Bakanı ve bugün Meclis Başkanlığı görevini yürüten Ziya Öztürkler’in kendisine baskı yaptığını söyledi. Gündeme bomba gibi düşen iddia kamuoyunda tepki çekerken, Meclis’te de sert tartışmalara neden oldu.
Kıbrıs Sağlık ve Toplum Bilimleri Üniversitesi, MHP Mersin Milletvekili Levent Uysal ve eşi Ece Uysal tarafından 2016 yılında kuruldu. Diş hekimliği, TIP ve sosyal bilimler alanlarında eğitim veren okul, açıldıktan bir yıl sonra T.C. Yükseköğretim Kurulu (YÖK) tarafından akredite edilerek denklik aldı. KSTU’dan mezun olan doktorların diplomaları Türkiye’de de kabul görüyor. Sahte not girişi yapılarak 600’den fazla kişiye lisans, yüksek lisans ve doktora diploması dağıtıldığının ortaya çıkmasıyla başlayan soruşturma kapsamında yargılananlar biri Sefa Karahasan’dı. Karahasan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Yardımcısı Fuat Oktay döneminde TRT Lefkoşa temsilciliğine getirilmişti. AKP ve UBP’den üst düzey isimlerle yakınlığıyla bilinen Karahasan’ın nikah şahitliğini KKTC eski Cumhurbaşkanı Ersin Tatar yapmıştı. İçişleri Bakanlığı’nın takdiriyle Karahasan’ın eşine yaklaşık bir ay sonra vatandaşlık verilmişti. 2017 yılında yaşadığı Kuzey Kıbrıs’tan sınır dışı edilen ve uçuş bilgileri sızdırılarak Atatürk Havalimanı apronunda linç edilen modacı Barbaros Şansal’ı hedef gösterenlerden biri de Sefa Karahasan’dı.
Pek çok kişinin derslere dahi girmeden diploma aldığının ortaya çıktığı KSTU soruşturmasında başsavcılık tarafından yargılanması talep edilen diğer bir isim UBP Milletvekili Emrah Yaşilırmak’tı. Meclis komitesi, Yeşilırmak’ın dokunulmazlığının kaldırılması istemini reddetti. Hazırlanan rapora göre UBP’li vekil Yeşilırmak, üniversiteye kaydı yapıldıktan bir hafta sonra, tüm dersleri almış gibi gösterilerek, dört yıllık bölümden mezun edilmişti. Hakkındaki suçlamaları ‘siyasi amaçlı linç kampanyası’ olarak değerlendirerek reddetti. Yargılaması devam eden bir başka sanık da UBP eski Girne Kadın Kolları Başkanı Fatma Ünal. Sahip olduğu butiğin adı olan ‘Juju’ lakabıyla anılan Fatma Ünal, Başbakan Ünal Üstel’e yakınlığıyla biliniyor. Sahte diploma temin etmekle suçlanan diğer sanıklardan farklı olarak Ünal’ın, basından adeta gizlenir gibi sessizce mahkemeye çıkarılıp serbest bırakılması ve bu ayrıcalığının sebebi üzerine çok konuşulmuştu.
UBP eski Girne Kadın Kolları Başkanı Fatma Ünal’ın yargılandığı ve üniversitenin hükümlü eski genel sekreteri ve ortağı Serdal Gündüz’ün tanık olarak dinlendiği duruşma hafta başında görüldü. Serdal Gündüz mahkemedeki ifadesinde 2021 yılında Fatma Ünal ile kendisini dönemin Yüksek Öğretim ve Dış İlişkiler Dairesi Müdürü Ziya Öztürkler’in tanıştırdığını söyledi. Öztürkler’in talebiyle Ünal’ın master programına kaydının yapıldığını anlatan Gündüz, 2022 yılında ise bu sefer İçişleri Bakanı koltuğunda oturan Öztürkler’in, Ünal adına diplomanın acilen hazırlanmasını istediğini aktardı. Diplomayı imzalayacak olan rektör yardımcısı Serdal Işıktaş ve eşine KKTC vatandaşlığı verilmesi karşılığında diplomanın hazırlandığı iddia ediliyor. Gazeteci Pınar Barut’un Özgür Gazete’de yayınladığı Bakanlar Kurulu kararı, Işıktaş ve eşinin vatandaşlığının, Öztürkler’in İçişleri Bakanı olduğu dönemde verildiğini ortaya koyuyor.
Yenidüzen Gazetesi’nden Ertuğrul Senova’ya konuşan Meclis Başkanı Ziya Öztürkler hakkındaki iddiaları yalanladı. “Hak edilmemiş bir diploma ve yurttaşlık konusunda kimseyle muhabbetim olmadı” dedi. Öztürkler dokunulmazlığının kaldırılmasını talep edeceğini söylediyse de bu konuda henüz atılmış bir adım yok. Meclis Başkanlığı görevine de devam ediyor. Aynı soruşturmada adı geçen UBP Milletvekili Emrah Yeşilırmak’ın, yargının talebine rağmen daha önce dokunulmazlığı kaldırılmamıştı. Ancak, bizzat savcılığın tanığı olan Serdal Gündüz’ün beyanları, konunun sahte diplomadan usülsüz vatandaşlık verilmesine ve hükümetin tepe isimlerine kadar uzandığını gösteriyor. UBP’li Ziya Öztürkler, sahte diplomaların araştırılması için kurulan komiteye de başkanlık etmişti. Ve yine, Öztürkler’in Yüksek Öğretim ve Dış İlişkiler Dairesi Müdürü olduğu dönemde yayınlanan akademik makalelerinde intihal yaptığına dair iddialar basında yer almıştı. Polis çavuşu Bilger Koral dünkü duruşmada; sanık Fatma Ünal’ın sahte yüksek lisans diploması ve not transkripti temin ettiğinin, adına düzenlenmiş sahte bir tez bulunduğunun ve tez jurisine ait olduğu söylenen imzaların da sahte olduğunun belirlendiğini ifade etti. Ayrıca Serdal Gündüz’e ait mail adresinde yapılan incelemede, ‘Fatma Ünal dersleri’ başlıklı bir mailin tespit edildiği ve bu mailin Ziya Öztürkler ve Fatma Ünal’a iletildiğinin görüldüğünü söyledi.
Bir üniversitenin genel sekreteri ve ortağı ile Yüksek Öğretim ve Dış İlişkiler Dairesi Müdürü’nün ‘sıradan’ bir öğrencinin alacağı derslerle bu kadar yakından ilgilenmiş olması hayatın olağan akışına hayli ters bir durum. Cumhurbaşkanlığı’ndan sonraki en önemli makam olan Meclis Başkanlığı görevinde bulunan bir kişinin bu denli çarpıcı iddialar karşısında istifa etmiyor oluşu ise, hele de Türkiye’den bakınca, maalesef hiç şaşırtıcı değil. Sahte diploma ve rüşvet iddialarıyla anılan Kıbrıs Sağlık ve Toplum Bilimleri Üniversitesi’yle ilgili iki yıldır yürütülen yargı sürecinde, hükümetten ve bürokrasiden önemli isimlere ulaşılmış olmasına rağmen, eğitime hiç ara verilmedi ve öğrenci alımı sürdürüldü. Ayrıca sözü geçen 600’den fazla diplomanın kaçının Türkiye’de kullanıldığının araştırılmasına dair de hiçbir adım atılmadı. Geçen yıl, üst düzey kamu kurumu yöneticilerinin elektronik imzası kopyalanarak birçok kişiye sahte diploma ve belge düzenlendiği tespit edilmiş ve Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı bu kişiler hakkında soruşturma başlatmıştı. Şüphelilerin, mezuniyet kayıtları, not ortalamaları, doçentlik başvuruları ve diploma bilgilerini manipüle ederek yüzlerce kişiye aracılık ettiği ortaya çıkmıştı. Kıbrıs Sağlık ve Toplum Bilimleri Üniversitesi’nin yanı sıra Türkiye’de de Nişantaşı Üniversitesi’nin sahibi olan MHP Milletvekili Levent Uysal’ın adı da sahte diploma skandalında geçmiş ve konuya ilişkin haberlere, sosyal medya paylaşımlarına ve YouTube videolarına hızla erişim engeli getirilmişti.
Bürokrat, bakan ve milletvekillerin adının geçtiği diploma skandalının Meclis Başkanı ve Başbakan’a kadar uzandığı Kuzey Kıbrıs’ta çanlar iktidar için çalıyor. UBP-YDP-DP koalisyon hükümetinin Cumhurbaşkanlığı seçiminde desteklediği Ersin Tatar, Tufan Erhürman karşısında beklenenin üzerinde bir oy farkıyla yenilgiye uğramıştı. İnsanların yolsuzluğa batmış ve yönetme kabiliyetini yitirmiş bir iktidara karşı biriken öfkesinin, Erhürman’ın galibiyetinde etkili olduğu düşünülebilir. İktidardan bu süreçte, bazı görevden almalar ve yer değişiklikleri ile toplumsal tansiyonu düşürmeye çalışması da beklenebilir ancak işe yarar mı, sanmam. Zira hükümet Ceza ve Bilişim yasalarında yapmayı planladığı değişikliklerle yeni tuşlara basarak ifade ve basın özgürlüğünü doğrudan hedef almaya hazırlanıyor. Yine bu hafta, Basın-Sen ve Kıbrıs Türk Gazeteciler Birliği öncülüğünde bir araya gelen çok sayıda sendika, siyasi parti ve sivil toplum örgütü ortak bir açıklamayla bu yasal değişikliklerin ‘otoriter bir rejimin önünü açtığı’ uyarısında bulundu. Kuzey Kıbrıs’ta hükümet, Türkiye’dekiyle her anlamda tam bir uyum içinde yol alıyor gibi görünse de, pek tabii Türkiye hükümetinin ‘dikkatli’ takibiyle, bazı safralardan kurtulmak zorunda kalabilir.