Reha Öz’ü uğurlarken 1980’li yılların canlanan tanıklıkları...
Nadir Nadi’nin, 12 Eylül yönetimine karşı duruşu ile güçlenen, Cumhuriyet gazetesinin, ülkenin her kesimini kapsayan insan hakları gasplarına karşı, ayrımsız sayfalarında yer açması, hak hukuk arayışlarının, savaşımlarının yanında yer alarak yaşatılan acıların haberlerinin sayfalarında paylaşılması, birden çok aralıklarla gazetenin kapatılması kararlarını da getirmişti. Gazetenin kapalı kalacağı günler için evlerimize kapanıp moral bozukluğu içinde yaşamamız yerine, gazete içinde birlikte kalarak güncel gelişmeler üzerinden haber toplantıları ile geleceğe yönelik haber değerlendirmeleri çalışmaları yapmamız önerilmişti.
Yurt haberlerinin başında Yalçın Bayer, İstanbul haber servisinin başında Reha Öz, günlük haberler üzerinden öylesine yoğun bir çalışmanın içine gömülüyorlardı ki... Azıcık sanat yeteneğim olsa ikisinin birden daktilo başından kopmayan hallerine dönük heykellerini yapabilmeyi düşler dururdum. Oysa iki daktilodan kopamayanlar, aralarına sonraki yıllarda mizah yeteneği ile de çok öne çıkacak, kitap kulübünde çalışacak Deniz Som ile suç ortaklığı içinde, kendi hallerimizi de içine alan mizah çalışmalarını koyulaştırmışlardı.
İçimizde yaşamamış okurlarımız elbette bilemeyecekler. Abdülkadir Yücelman’ın şefliğinde spor servisimiz uzmanlaşmış gazeteci yetiştirmede öylesine ön almıştır ki... Reha Öz orada pişmiş olarak sayısız gazetecilik ödülü almayı başardıktan sonra yeni görevine geçiş yapmıştır. Günümüzün köşe yazarı, yöneticiliğine gelmiş Arif Kızılyalın’ın anımsadığına göre, kendisinin spor servisine giriş yaptığı tarihlerde, Reha Öz istihbarat servisine geçmiştir. Sonraki Cumhuriyet Vakfı döneminde İlhan Selçuk’un yanında genel yayın müdürlüğüne yükselen İbrahim Yıldız’ın da çıkış, yetişme yılları spor servisimiz. Halen Cumhuriyet Vakfı yönetim kurulu üyeliği sürüyor.
Sizinle 12 Eylül’ün en acımasız günleri, uygulamalarında Cumhuriyet gazetesinin içinden hallerimizi paylaşmaya çalışıyorum. Bugünden geriye bakarak “dörtlü çete” iktidarlarından söz etmek kolay. Konsey başkanlığında Kenan Evren, gazete yöneticilerini toplantılara çağırarak arkası gelmeyen, yeni yasaklamaları bitmeyen konsey kararlarını kolayca kamuoyuna taşımayı hedeflemiş. Ancak Yunus Nadi’den Cumhuriyet’i yaşatma görevini almış Nadir Nadi, çağrılı olduğu bu toplantılara katılmamakta direniyor.
12 Eylül darbesinin özelinde 1961 Anayasası ile kazanılmış sendikal örgütlenme haklarının gasp edilmesi odakta olduğundan, hakların gelişmesinde öncülük yapmış tüm sendikal, siyasal kurumlar yargılanmalarda hedef tahtasında. DİSK’in kapatılması öncelikli, idamla yargılanan yöneticileri işkencelerden geçirilmiş olarak yıllar sürecek yargılamalarda... Tuğla gibi iddianamelerle, yaratılan ağır suçlamalardan sonuç alınacağı baskısı egemen. Cumhuriyet gazetesi hukuksuzlukların tümüne dönük duyarlı, MHP davasına da geniş yer açıyor.
Nadir Nadi’nin gazetecilik deneyimleri, bizleri gündüzü gecesi olmadan gazete içinde yaşama tutkusuyla birbirimize kenetliyor. Haber toplantılarının sürekliliğine, daktilolardan üretilen ve kendimizle de eğlenen mizah dergilerimiz de eklemleniyor. Birlikte üretilip eğlenceli paylaşılanlarla acılara direnç yükseliyor... İşte son yolculuğuna çıkan kardeşim Reha Öz, bu zorlu günlerimizin kardeşliğinden yadigâr. Yolu açık, ışıklı olsun.