1 dk. 58 sn. Cumhuriyet

2025’ten 2026’ya: Terör yeniden sahnede!

2025’in son yazısı:

Adet olduğu gibi bir genel değerlendirme yapmayı planlıyordum.

Zaten Merdan Yanardağ’ın “casusluk” suçlamasıyla hapse atılmasından sonra, kurduğu ve yönettiği kanala el konulmasıyla yayına başlayan TELE2’nin YouTube kanalında, Pazartesi gecesi, saat 19.00’da, (yani sizin bu yazıyı okuduğunuz zamana göre “DÜN”) Murat Taylan’ın konuğu olacağım için yeterli hazırlık da yapmıştım.

Ama bu sabah IŞİD terör örgütünün 3 polisimizi şehit etmesi birdenbire, “Dinci ve Irkçı Terör”ün ülkemizin kaderinde oynadığı rolü yeniden ön plana çıkardı:

Aynen 2015 yılında olduğu gibi, ne zaman İktidar-PKK terör örgütü ilişkileri zora girse, IŞİD (DEAŞ-DAEŞ) terör örgütü devreye giriyor!

Yazımın sonunda bu konuya tekrar döneceğim.

Siz bu satırları okurken Merdan Yanardağ’a yapılan haksızlığı protesto etmek için, dün gece TELE2’nin YouTube kanalında yaptığı yayına, saat 19.00’da Murat Taylan’ın konuğu olarak katılmış olacağım.

Beni takip eden değerli izleyenlerimin bildiği gibi, ben bir sezon önce, kanalın kuruluşunda başladığımız ve 8 yıldır devam den “18 Dakika” programımızda yaşanan olaylardan sonra, Yanardağ’a ve TELE1’e zarar vermemek için, programdan da kanaldan da ayrılmıştım.

Fakat iktidarın “CASUSLUK” suçlaması yaparak onu hapse atması ve kanala el koyması, kabul edilebilir gibi uygulamalar değil.

Ona da bana da her türlü eleştiri yöneltilebilir ama herhalde kimse Merdan Yanardağ için “CASUS” diyemez.

Ayrıca onun bütün olanaksızlıklara rağmen kurduğu ve büyük fedakârlıklarla yürüttüğü kanalı hangi hakla elinden alıyorlar?

Bu bence bütünüyle haksız, hukuksuz siyasal bir baskı uygulamasıdır.

Üstelik de İktidarın güncel ve tarihsel gerçekleri çarpıtma projesini desteklemeyen, gerçek haberler veren, gerçekçi yorumlar yapan ve bu nedenle İktidarın muhalifi olarak görünen kanalları susturmak ve TELE1 gibi yayın yapan birkaç kanala da gözdağı vererek onları da otosansüre mecbur etmek çabasıdır.

2025 yılını değerlendirmek konusunda en doğru yaklaşımın, bütün dünyayı etkileyen ABD Emperyalizminin Trump ile yaşadığı evrimi ve bunun sonuçlarını anlatmak olduğunu düşünüyorum.

Elbette Emperyalizmin Suriye’de yaptıklarının doğrudan bizi etkileyen somut sonuçlarını irdeleyince ülkemizde olup bitenleri anlamamız olanaklı olacak.

Suriye’de olup bitenlerle, İktidarın 2024 seçimlerinde ikinci sıraya düşmesinden sonra ikinci kez siyaseten biten ömrünü uzatmak için başvurduğu önlemlerin ortaya çıkması arasındaki ilişki, başta “Açılım” süreci olmak kaydıyla 2025 yılındaki siyasal olayların yapısını açıklar.

Elbette, ekonomik ve mali alanda 2025 yılında yaşanan iflas ile devam eden yüksek enflasyon, artan vergiler ve bunun bedelinin emekçi ve emeklilerimize ödetilmesi de biten yılın en önemli özelliklerinden biridir.

Türkiye’deki olayları, İktidar ve Emperyalizm el ele, özellikle de Irak, Suriye, İsrail ve Petrodolar ile yönlendirerek, kurulacak Kürt Devleti bağlamında biçimlendiriyor.

Bu proje, İktidarın, siyaseten biten ömrünü uzatmak çabası ile eşzamanlı yürütülüyor.

Ne yazık ki 2007-2010 arasında başlayan yanlış iç ve dış politika süreçleri, 2025’de olduğu gibi 2026’da devam edecek gibi görünüyor.

Ben, Cumhuriyete, laikliğe, demokrasiye, adalete, bağımsızlığa, özgürlüğe, eşitliğe, dayanışmaya, kardeşliğe, barışa inanan birisiyim:

“Demokratik, Laik ve Sosyal Hukuk Devleti” olan Türkiye Cumhuriyeti’ni korumak için 2026’da da bu değerler adına, UMUDU anlatmaya ve DİRENİŞİ sürdürmeye kararlıyım.




v 2.0.0.0