4 dk. 13 sn. Cumhuriyet

İmamoğlu’ndan Özel’e, Brigitte’ten Edip’e 2026!

Yeni yıla günaydın sevgili okurlarım! Saatiniz kaçı gösteriyor? Kim bilir kaç saat uyuyup ne zaman uyandınız? Akşam kimlerle masanızı paylaştınız? Ailece hangi kanala takıldınız? Evde çok tartışma çıktı mı ne seyredileceği konusunda? Ya da yeni yıl gürültülerine pabuç bırakmadan kitap okumaya mı devam ettiniz? Eğlence programlarını protesto edercesine belgesel mi izlediniz? Yoksa bu vesileyle eski arkadaşlarınızı mı aradınız? Hayır mı, o zaman lütfen şimdi hemen arayın, ertelemeden!

Eminim birçoğunuz bizim adımıza şu anda değişik cezaevlerinde demokrasi nöbeti tutan belediye başkanlarımızı, aydınlarımızı düşündünüz, benim gibi… Sevgili Ekrem Başkan, değerli ailesiyle beraber kutlayamadı yeni yıl umutlarını…. Aynen İnan Güney, Resul Emrah Şahan, Zeydan Karalar gibi veya yaşadığı ağır hastalığa rağmen hala hastaneye geçiş yapamayan Murat Çalık gibi… Ama onların kalbi geniş aileleriyle beraber attı dün! İnanın aksini düşünmüyorum bile, sizler de dün gece onları, diğer belediye başkanlarımızı ve Osman Kavala’yı, Can Atalay’ı, Tayfun Kahraman’ı, Çiğdem Mater’i, Enver Aysever’ı, Merdan Yanardağ’ı, Selahattin Demirtaş’ı düşündünüz, onları yüreğinizde hissettiniz… Onlarla her gün empati kurmaya mecburuz… Değerli isimlerin yokluğuna alışamayız. Konu burada kişisel tercihleriniz değil, onların Türk demokrasisinde aldıkları yer.

Dur durak bilmeden, kimi zaman 3-4 saat kestirerek yoluna devam eden CHP Genel Başkanı Özgür Özel de aklımdaydı... Kendisini dün akşam da gelecek günlerin planlamasıyla doldurup taşırdığını, başta İmamoğlu olmak üzere, tutuklu diğer takım arkadaşlarıyla ruhunu özdeşleştirerek geceyi yaşadığını çok iyi biliyorum. Tabii yalnız Özel’i değil, aynı zamanda sevgili Ali Mahir Başarır’ı, Deniz Yavuzyılmaz’ı, Murat Emir’i, Gökan Zeybek’i, Gökhan Günaydın’ı, Özgür Çelik’i ve tüm CHP’li dostlarımı düşündüm. Ya da medyada, başta Cumhuriyet yazarları ve Halk Tv-Sözcü Tv programcıları olmak üzere bütün muhalif basının da bu tarihi duruşu sürdürdükleri büyük özgürlük koşusu olmasa, halkımız kendisini ne kadar yalnız hissederdi düşünebiliyor musunuz? Duayenlerimiz Alev Coşkun ya da Uğur Dündar’dan, sevgili Genel Yayın Yönetmenimiz Mine’ye, Barışlara, Murat’a, Nevşin’e kadar her yaştan cesur yürekleri kucaklıyorum…

Yeni yıla girerken bir yandan o değerli “nöbetçilerimize” diğer yandan bayrağı taşıyanlara hasretle sarılarak, 2026’da ve seçime kadar kalan süreçte her şeyin daha güzel olacağına en samimi duygularla inanarak yüksek sesle gerçekleri söylemeye, bazen haykırmaya devam edeceğiz. İnanın başaracağız!

Yaşam maalesef sandığımızdan daha kısa. Özellikle iyi bir insansanız, yüzdeler aleyhinize olabiliyor. Ama ardınızda güzel izler bırakabiliyorsanız ne mutlu size! İster siyasette ister sanatta ister sporda… Mesela dostluğuna doyamadığım Edip Akbayram gibi… Onun muhteşem yanık ve gür sesi olmadan yürüttüğümüz demokrasi mücadelesini aklıma bile getiremiyorum! “Aldırma Gönül”, “Bekle Bizi İstanbul”, “Güzel Günler Göreceğiz” şarkıları umutlarımızın, gönlümüzün içinde yankılanmadan nasıl keyifle kadeh kaldırırız, nasıl kendimizi sokaklara salabiliriz ki? Veya İlhan Şeşen ya da yine bu yıl sevgili dostu Zeki Alasya’nın yanına göç eden Deve Kuşu Kabare’nin unutulmaz ismi Ahmet Gülhan gibi… Bu bir döküm değil, tabii ki çok daha fazla büyük kaybımız var. Dünyada da aynı; Robert Redford, Diane Keaton, David Lynch... Ya da birkaç gün önce kaybettiğimiz efsane Brigitte…

Çocukluğumun, gençliğimin idolü… Benim baş “harfdaşım!” BB! Güzelliği, zarafeti, seksapeli beraber götürüşü, esrarengiz bakışlarını ve vamp gülüşünü, kaçamak romantikliği ile beslemesi, ünlü ve zengin sevgili aramadan fotoğrafçılarla, garsonlarla, “sıradan” insanlarla sevgili olabilmesi, hayvanlara duyduğu dev adanmışlık, bir kadının “vahşi ve özgür” olabilme hakkını ilk haykıranlardan olması, yüzüne estetik saldırıları düzenlemeden olduğu gibi yaşlanma gücünü, gururunu ve keyfini sürdürmesi, her biri belleğimizi besleyen gerçeklerdi. Kendisini sosyal medyadan, 2019’da hakkında yaptığım “Kayıp Eşyalar Atölyesi” serimden bir çalışmayla andım. 11 yaşındayken annem, babam ve ablamla Ankara’da bir filmine gitmiştik. Sevgili babam hafif şok geçirmişti, çıkışta anneme “Bundan sonra çocukların geleceği filmleri önceden kendimiz görmüş olalım” dedirtecek kadar iddialı sahneler varmış meğer içinde! Ben ise Çankaya Sineması’nda gözlerimi kapayıp belki de parmaklarımın arasından izliyordum o doğal güzellikleri! Birkaç gün önce Ertuğrul Özkök’ün 10Haber’de harika bir yazısı vardı BB hakkında, arayıp tebrik ettim! Hani hep derler ya, bir dönem kapandı, diye? Brigitte Bardot, Fransa’nın Amerika’ya ve Marilyn Monroe’ya (MM’ye) verdiği yanıttı. Hangi sarışının daha çekici, daha ölümsüz olduğu konusunda ne çok tartışma yaşanmıştır şarap kadehleri arasında… CC, yani Claudia Cardinale de İtalya’nın Fransa’ya verdiği büyük yanıttı! Hem de bir esmer güzeli olarak! MM, CC ve BB cennette birbirlerine anlatacak ne çok şey buluyorlardır… Mesela geçen yıl vefat eden Alain Delon veya 2021’de aramızdan Jean Paul Belmondo ya da 30 yıl önce kaybettiğimiz Marcello Mastroianni hakkında ne sırlar biriktirmişlerdir ikonlarımız… Marilyn’in özellikle 1960’da “Hadi Sevişelim” filmindeki rol arkadaşı Fransız Yves Montand ile yaşadığı aşk hikayesi, CC ve BB’yi ilgilendirmiştir tabi. Ya da Tony Curtis veya Jack Lemmon hikayeleri… Brigitte meğer Serge Gainsbourg’un ünlü « je t’aime moi non plus » şarkısının ilk arka vokaliymiş, sonra iş birden “çok tehlikeli sulara doğru yüzdüğü için” vazgeçmiş ve Jane Birkin devreye girmiş! O şarkının 1970’lerin başında bizim üzerimizdeki etkisini bugünün gençleri anlayamazlar. İnanın, sekiz erotik filmi özel seansta seyretmekten daha üstündü! 

Bizim de efsanelerimiz vardı, onlara paralel koşan… Sevgili Türkan Şoray, ne yazık ki artık aramızda olmayan Filiz Akın, Fatma Girik… Onlar da fanileri derinden etkiledi… Kitleler aynı insanlara aşık olmaktan, taparcasına onları sevmekten haz alıyorlar. Onlara bir nevi özgüven ve hatta genel güvenlik duygusu veriyor böyle güçlü imaj önderleri. 100 milyonları buluşturup sayısız yeni arkadaşlık doğurmuştur bu durum, dünyanın her yerinde…

Hepiniz sonsuza dek yaşayacaksınız sevgili efsanelerimiz! Yeni yıla sizler için mücadele eden siyasilerimizi, aydınlarımızı anarak başlamak ve iz bırakan bazı güzel insanlardan örnekler vererek devam etmek istedim. Özgürlük kazanınca, güzellikler ilköğretimden başlayarak tüm yurttaşlara yayılacak… Bu ülkede sanat yapmak isteyen çocukların önü açılacak. Mustafa Kemal’in en çok değer verdiği, büyük saygı duyduğu sanat insanları ülkemizi her dalda ihya edecek… Ekremler, Özgürler, Denizler, Kemaller, Suphiler, Bülentler sayesinde! Sizin gibi güzel insanların katkısıyla, yeni Semihalar, Bedialar, Muhsinler, Yaşarlar, Gencolar, Ferhanlar, Ayhanlar, Müjdatlar, Nejatlar bu güzel vatanın topraklarından fışkıracak!

Birbirimize güvenerek yola devam edeceğiz ve bu ülkede sıcacık bir güneşin içimizi ısıtarak doğuşunu beraber izleyeceğiz... İyilik ve güzellik kazanacak!




v 2.0.0.0