3 dk. 22 sn. Cumhuriyet

Venezüella meselesi anlattıkları gibi değil

Gerçek, ona ulaşmak istemeyen için inanılmaz görünür.

Yugoslavya’yı barış diyerek bombaladılar. Irak’ı demokrasi diyerek. Suriye’yi özgürlük diyerek lime lime ettiler. Gazze’yi terörizm diyerek.

Venezüella’da ne olmasını bekliyordunuz? Şeker paketinin içindeki zehir kısa sürede açığa çıktı. Uyuşturucu, terör diye başladıkları operasyonun asıl niyetini, çok değil birkaç saat sonra Trump açıkladı: Venezüella’yı biz yöneteceğiz, Venezüella petrolünü biz satacağız!

Uzun lafın kısası, egemen bir devletin bombalanıp devlet başkanının kaçırılmasını, Venezüella’nın eksik demokrasisine bağlayıp “Oh olsun” diye nara atanların gözlerini emperyalizm sevgisi kör etmediyse bizi fena halde kandırıyorlar!

Uluslararası politikada o kelimeyi çok kullanıyoruz: Petrodolar. Anlamı açık, petrol ve doların birleşiminden oluşuyor. Geçmişi; İkinci Dünya Savaşı sonrasında, ABD ile Suudi Arabistan arasındaki “Petrol ver güvenlik al” politikasına kadar götürülebilir. Ancak taşların yerine oturması Kissinger mimarlığında oldu. 1973’te Arap-İsrail savaşının Araplarda yarattığı korku fırsatını gören Kissinger, dünyanın en büyük ihracatçısı Suudi Arabistan Kralı Faysal Bin Abdülaziz’e, tüm petrol anlaşmalarının dolarla yapılmasını sağlayan bir anlaşmayı kabul ettirdi. Petrol ihraç eden OPEC üyesi ülkelerin takip ettiği bu yol sayesinde ABD parası, kandan değerli siyah sıvıya bağlandı. Petrol çıktıkça ABD parası büyüdü. Dünyanın en borçlu ülkesi ABD, parasını dünyada değişim değeri haline getirmesi sayesinde; kendi bütçesini, ordusunu, sosyal harcamalarını finanse etti.

Petrodolar düzeni hangi sınamayla karşılaştıysa oraya demokrasi diye, özgürlük diye, terörizm diye bomba yağdı.

Dünyanın en büyük dördüncü rezervine sahip Irak lideri petrodolar sisteminden alternatif para ile çıkmaya çalıştı. Ülkesine bomba yağdı. Kendisi asıldı. Dünyanın 9. rezervine sahip Libya’nın lideri petrodolara alternatif aradı. Üzerine bomba yağdı. Tecavüze uğrayıp linç edilerek öldürüldü.

Ve şimdi Venezüella...

Dünya petrol rezervinin en büyüğü, 303 milyar varil ile yaklaşık yüzde 20’si Venezüella’da. Venezüella, 25 yıldır petrodolar sistemini tehdit etmenin bedelini ödüyor.

1943 ve 1975 yasalarıyla millileştirilen Venezüella petrolü, 1990’lı yılların neoliberal programlarıyla piyasaya açıldı. ABD şirketlerinin petrol hâkimiyetine yarayan bu dönüşüme, Hugo Chavez liderliğindeki Bolivarcı devrim darbe vurdu. 2001 yılında organik hidrokarbonlar yasasını çıkardı. Bu yasayla tüm petrol ve doğalgaz rezervleri kamulaştırıldı. Yerli ve yabancı özel şirketlere sadece petrol işleme ve satma izni verildi. Ülke ihracatının yüzde 80’i olan petrolün devlet kontrolüne geçmesi, ExxonMobil ve Chevron gibi ABD dış politikasını belirleyen şirketleri kızdırdı. Chavez’e karşı ABD destekli darbe girişimlerinin de grevlerin de özü petrolü ele geçirme savaşıydı. Petrol gelirlerini sosyalizasyona ayıran Chavez’in halk kitlelerinden destek bulması sayesinde darbeler geri çevrildi.

Venezüella, 2010’larda iki büyük kayıp yaşadı. Önce devrimin lideri Chavez öldü. Ardından sosyal programı finanse eden petrol değer kaybetti. ABD’nin ağır yaptırımları, ambargolar, ülke sanayisine sabotajlar, balıkçı gemilerini bombalamaktan donanma kuşatmasına askeri tehditler, suikast girişimleri, ABD destekli komşular tarafından yaratılan suni savaşlar, ülkeye dış müdahaleyi çağıran Nobel ödülü verilen muhalefet... Bütün bunlar Bolivarcı devrim pedalını çevirmekte zorlanan Venezüella’yı boğdu.

Bu kadar değil...

Petrodolar sistemi Venezüella dışında da sınanıyordu. Çin’in ABD’ye alternatif bir güç olarak ortaya çıkması, yeşil teknolojinin petrole bağımlılığı azaltma yolculuğu, Çin’in kritik nadir toprak elementleri üretiminin yüzde 60’ını, işleme kapasitesinin yüzde 85’ini karşılaması, ardından BRICS gibi ittifak sistemleri başta olmak üzere ticarete Yuan’ı sokması hem petrolün hem doların tahtını salladı. Venezüella, kendi sıkışmışlığına buradan çare üretmeye çalıştı. BRICS’e katılmak için başvurdu. Petrol ihracatı stratejisini Çin üzerine kurdu. Dolar dışında her türlü para birimiyle ticaret yaptı. Petrodolar sistemini tehdit edecek şekilde küresel ödeme yöntemleri kullandı.

İşte Trump, Venezüella’yı vurup Maduro’yu kaçırarak bütün dünyaya “Bu yolu kapattım” mesajını veriyor. “Ülkenizde petrol varsa Amerikan sisteminden çıkamazsınız” diyen Trump, ülkelerin kendi malı olan petrollerini kamulaştırmasını, üzerinde tasarrufta bulunmasını ABD’ye karşı hırsızlık olarak görüyor. “Venezüella’yı biz yöneteceğiz, petrolünü biz satacağız” cüretini de ABD’nin petrodolar hegemonyasını silahla sürdürme stratejisinden alıyor.

Karayipler’de bekleyen ABD donanması, Maduro’nun koltuğuna oturan başkan yardımcısı Delcy Rodriguez’e “Geri dön” diyor. Neye mi? Petrolün millileştirilmesinin öncesine. Bolivarcı devrimden geçmişe. ABD’den kopuşun evveline.

ABD Uyuşturucuyla Mücadele Dairesi’nin verileri de BBC gibi aklı başında Batılı yayınlarda ABD’deki uyuşturucunun çok küçük bir kısmının Venezüella’dan geldiğini söylüyor. Öte yandan Maduro’yu terörist olarak suçlayabilecek herhangi bir örgüt ya da eylem de yok. Haliyle mesele “işgal sevdalısı demokrat”ların sunumunun aksine ne terör ne uyuşturucu, petrol ve egemenlik! Müttefikleri İsrail ya da Suudi Arabistan’a bakın, Venezüella’nın nasıl yönetildiği ABD’nin umurunda bile değil.

Öte yandan...

Savaş yoğunlaşmış politikadır. Politika da yoğunlaşmış ekonomi. Bütün savaşlar haliyle politik ders içerir. Trump, bu hamleyle bütün dünyadaki despotik idarelere “Yörüngemden çıkmayın” mesajı veriyor. MHP’nin berrak bir şekilde “darbe” diye tanımladığı saldırıya, AKP’nin tweet sildiren utangaç açıklamalarının nedeni bu. Öte yandan “bir kısım muhalefet”ten gelen “Venezüella’da pişen bize de düşer mi” göz kırpmaları, hem emperyalizmden hem despotizmden başka yol arayanlara “eyvah eyvah” dedirtecek türden. Unutmayın, Mustafa Kemal, “Vahdettin de zaten kötü yönetiyordu” diyerek işgalcilere gülümsememiş, “Ya istiklal ya ölüm” diyerek karşılarına toplumsal kurtuluş programı koymuştu.

Dünyayı değiştirmek isteyenler, önce onun gerçeğiyle barışmak zorundadır.




v 2.0.0.0