2 dk. 15 sn. Birgun

Bir yılan hikâyesi: Milli Eğitim Akademisi

Yılan hikâyesi, günlük hayatta sıklıkla kullandığımız bir deyim. Çıkış noktasına ilişkin çokça rivayet var. Bir işin gecikmesi, sonuca bağlanamaması, çözümlenmemesi durumlarında kullanılan bir tabir.

Milli Eğitim Akademisi ile öğretmenlere yaşatılan yılan hikâyesi, plansızlığın ve programsızlığın bir göstergesi olmakla birlikte aynı zamanda iktidarın yönetim biçimi. Algının yönetimi. Netleşmemesi, belirsizliğin sürdürülmesi meselenin kendisini sorgulatmaktan uzaklaştırıp öğretmenleri bitmek bilmeyen sorularla, sorunlarla bir kaosla karşı karşıya bırakıyor.

Milli Eğitim Akademisi’nin kendisi başlı başına öğretmenlik mesleğinin bitirilişi anlamına gelmesine rağmen, bin bir umutla mesleğine kavuşmayı bekleyen öğretmenler için temel mesele Akademi’nin takvimi ile branşlara göre kontenjan dağılımı ve çok haklı olarak ülke tarihinin en düşük atama sayısına karşılık kontenjan artırımı talebi oluyor.

Oysa ki eğitim fakültesinden mezun olmak da hatta pedagojik formasyon almak da artık öğretmen olarak atanabilmek için temel kriter değil. Lisans mezunu olan kişiler arasından kimin öğretmen olacağına karar verici mekanizma, kurumlar üniversiteler, eğitim fakülteleri değil Milli Eğitim Akademisi olacak. Akademi’de çalışacak personelin kimler olacağı, ölçme değerlendirme süreçlerinin kimler tarafından yapılacağının karar vericisi Bakan ve mülakat süreçleri olacak. Tercümesi kimin öğretmen olacağına siyasi iktidar, bir parti karar verecek.

Mülakat ve güvenlik soruşturmasının siyasal kadrolaşmanın adı haline geldiği gerçeklikte hem Akademi’ye geçişte hem de Akademi sürecinin sonunda Anayasa Mahkemesi kararları da yok sayılarak güvenlik soruşturmasından geçemeyen elenecek.

Milli Eğitim Akademisi düzenlemesinde, protokol ve işbirliklerinde yer alan maddelerle de açık bir şekilde görülen tüm bu süreçlerin ayrılmaz parçası TÜRGEV, Ensar, İlim Yayma Vakfı gibi tarikat yapıları olacak.

Ülkemiz tarihinin hiçbir döneminde öğretmenlere bu denli bir haksızlık, eşitsizlik, adaletsizlik yaşatılmadı. Bir meslek, gözlerimizin önünde ortadan kaldırılıyor. Örneğin “Biz tıp fakültelerini tanımıyoruz, hekimleri akademide yetiştireceğiz, lisans mezunu olmak hekim olmak için yeterlidir” denilebilir mi, mümkün mü? Bir meslek için “O mesleğin eğitimini veren fakülteler yok hükmündedir” denilebilir mi?

Yapılan, yaşatılan aklın, bilimin reddi.

Haksızlık, adaletsizlik bitmiyor. Aylardır öğretmenlere yaşatılan kaos devam ettiriliyor.

Akademiye Giriş Sınavı (AGS) tamamlanalı 6 ay oldu. Akademi’nin ne zaman başlayacağı, branşlara göre kontenjan dağılımı, takvim ve programın içeriği belirsiz. Akademi’nin yedi ille sınırlı olduğu, bu süre içerisinde Ankara ve İstanbul’da barınma koşullarının da olmadığı durumda, öğretmenler yoksulluk sınırının altında bir ücretle nasıl yaşayacak? Öğretmenler onlarca sorunla baş başa bırakılmış durumda.

Tüm bu sorunlar yaşatılırken var olan sorunlara ek olarak atama sayısının artırılacağı algısı yaratıldı. Kamuoyuna “Ciddi bir çaba var, uğraşılıyor” gibi gerçek dışı haberler servis edildi. Akademi’nin çıkışı dahil sorunların bizzat yaratıcısı olan partiler, o partilerin milletvekilleri, isimler “kurtarıcı” ilan edildi. 5 Ocak’ta Kabine Kurulu toplantısında açıklanacak temel konunun öğretmen atama sayısının artırılması olacak denildi. Öğretmen atamaları Kabine toplantısında gündeme dahi alınmadı.

Öğretmenler yaşatılanın şokunu yaşarken bu sefer de AGS’nin içeriğinin değişeceği haberleri servis edildi.

Naomi Klein’in Şok Doktrini yine devrede. Başına gelen felaketler sonrasında şoka giren kitleleri karşı çıktığı dayatmalara boyun eğmek zorunda bırakmak, çaresizlikler üzerinden rıza üretmek.

Ancak tarih boyunca olduğu gibi öğretmen mücadelesi teslim olmuyor. Mülakat mağduru 1611 öğretmen, 2025’te AGS sonrası tarihin en düşük öğretmen atama sayısı sonucu yaratılan adaletsizlikle karşı karşıya bırakılan öğretmenler, ataması yapılmayan engelli öğretmenler, Öğretmenler Ortak Mücadele Platformu’nda bir araya geliyor. Milli Eğitim Akademisi’ne, yeterli öğretmen ataması yapılmamasına, adaletsizliğe, belirsizliğe, öğretmenlik mesleğinin değersizleştirilmesine karşı ortak irade gösteriyor.




v 2.0.0.0