5 dk. 11 sn. Oksijen

Son 23 yılda hangi illerde kişi başı gelir ortalamanın üzerinde büyüdü, hangilerinde geride kaldı?

TÜİK’in 11 Aralık 2025’te yayınladığı “İl Bazında Gayrisafi Yurt İçi Hasıla-2024” başlıklı istatistiği nedense medyada pek ilgi görmedi. Oysa yayınlanan veri setinde önemli malumatlar var. En çarpıcı veri 2000 yılından itibaren il bazında kişi başına düşen milli gelir rakamları. Bu çalışma hem TL hem de ABD doları bazında yapılmış.

2002-2024 arası rakamlara baktığımızda, AK Parti iktidarı döneminde hangi illerin öne çıktığını, hangilerinin Türkiye ortalamasının gerisinde kaldığını net olarak görebiliyoruz.

2002-2024 arasındaki 23 takvim yılında Türkiye genelinde kişi başına milli gelir 3 bin 616 dolardan 15 bin 325 dolara çıkarak yüzde 323.8 artış göstermiş. Adıyaman il başına zenginleşmede ilk sırada. İkametgahı Adıyaman’da bulunan vatandaşlarımızın ortalama kişi başına geliri 2002’deki 1.328 dolarlık seviyeden 2024’te 9 bin 977 dolara yükselmiş. Artış yüzde 651. Yani Adıyaman’daki kişi başına gelir artışı Türkiye ortalamasını katlamış. Son sırada ise bir Trakya kenti, Tekirdağ var. Tekirdağ’da ortalama gelir 5 bin 547 dolardan 18 bin 406 dolara yükselerek 23 yılda yüzde 231.8 artmış. Tekirdağ’da 23 yıllık zenginleşme 2.3 kat iken, Türkiye ortalamasında 3.3 kat, Adıyaman’da ise 6.5 kat.

İstatistiklerdeki başka ilginç bulgular da şöyle: 2002’de kişi başına geliri en düşük üç il 1.048 dolarla Ağrı, 1.171 dolarla Van, 1.200 dolarla Bitlis. 2024’e geldiğimizde durum biraz farklı: En dipte bu kez 5 bin 731 dolarla Şanlıurfa var. Bir basamak yükselmesine rağmen Ağrı 5 bin 930 dolarla sondan ikinci, Van 6 bin 185 dolarla sondan üçüncü sırada.

Türkiye ortalaması olan yüzde 323.8 gelir artışına en yakın iller Hatay, Diyarbakır, Balıkesir, Giresun ve Artvin.

İstanbul ve İzmir’deki gelir artışı Türkiye ortalamasının altında kalırken, Ankara’daki artış ortalamanın hafifçe üzerinde.

Kayseri, Kocaeli, Antalya, Yalova, Bursa ve Tekirdağ gibi görece zengin illerin listede son 10 il içinde yer almaları da dikkate değer.

Başta Doğu ve Güneydoğu illeri olmak üzere görece fakir illerin, zengin illere göre daha yüksek gelir artış hızı yakalamalarının nedeni incelemeye değer. Kaba bir bakışla; dijitalleşmeyle birlikte kayıt dışı ekonominin payının azalmasının ve fakir illere yapılan sosyal yardım artışlarının sonuçlar üzerinde etkili olduğu söylenebilir. Şu da önemli: 2002’de yaklaşık 3 milyon olan kamu personel sayısı 2024 sonunda 5 milyonu aştı. Başta güvenlik ve eğitim personeli olmak üzere, fakir illerde artan kamu çalışanı sayısı bu illerdeki kişi başına gelirin yukarı ivmelenmesine şüphesiz katkı yapmıştır.

TÜİK’in ilgi çekici araştırmalarından biri de “Bölgesel Satınalma Gücü Paritesi, 2024” başlığını taşıyor. Araştırma, tüketim harcamalarına göre fiyat farklılıklarını ortaya koyuyor: Kabaca tarif etmek gerekirse, örneğin İstanbullu’nun 1.000 TL’si Şırnak’ta kaç TL’lik satın alma gücüne sahip.

Madem İstanbul-Şırnak örneğini verdik, rakamları somutlaştıralım: Tüm tüketici harcamaları baz alındığında İstanbul’da yaşayan bir kişinin 1.126 TL harcadığı bir mal ve hizmeti Şırnak’ta 915 TL’ye almak mümkün. Yani İstanbullu’nun 1.000 TL’si Şırnak’ta 1.231 TL ediyor.

İstanbullu’nun 1.368 TL ödediği sağlık hizmeti Şırnak’ta 736 TL’ye veriliyor. İstanbullu’nun 1.473 TL karşılığı aldığı konut hizmetlerinin (kira+su+elektrik+gaz) Şırnak’taki karşılığı 772 TL.

Üç büyük il ve aralarında Şırnak’ın da bulunduğu TRC3 bölgesinin (Mardin, Batman Şırnak, Siirt) satın alma gücü pariteleri şöyle:

TÜİK’in sitesinde detaylarını bulabileceğiniz tablolara göre, devlet büyüklerimizin yaşadığı Ankara’da hayat, İstanbul’dan ortalama yüzde 8 daha ucuz. Ankara “otel-lokanta” kalemi dışında tüketim harcamalarının tamamında İstanbul’a oranla daha makul fiyatlara sahip.

İlginç bir nokta da şu: TÜİK’in sınıflandırmasına göre Balıkesir ve Çanakkale TR22 bölgesini oluşturuyor. Bu iki il de önemli tarım alanlarına sahip. Buna rağmen TR22, Türkiye’de gıda ve alkolsüz içeceklerin en pahalı satıldığı bölge. Genel tüketim harcamalarında da bu bölge Türkiye ortalamasına göre yüzde 8 oranında daha pahalı.

TR22 gibi, Aydın-Denizli-Muğla’dan oluşan TR32 bölgesi de emeklilik hayali kuranların yerleşmeyi düşlediği iller. Bu üç ildeki ortalama fiyatlar da Türkiye ortalamasının yüzde 6.3 üzerinde seyrediyor.

2005’te daha 47 yaşındayken kaybettiğimiz Doç. Dr. Faruk Selçuk finansal ekonometri ve uygulamalı makro ekonomi konularında Türkiye’nin en yetkin bilim insanları arasındaydı. Bilkent Üniversitesi’nde ders verirken önce Yeni Yüzyıl, sonra Yeni Binyıl ardından da Sabah’ta ekonomi yazıları yazmıştı.

Financial Times’ta yer alan bir malumat Faruk Hoca’nın o dönemde çok konuşulan Con Ahmet’in Devridaim Makinesi adlı kitabını hatırlatıyor. Hoca, kitapta Türkiye ekonomisinin sıcak paraya bağımlı döngüsünü anlatıyordu. Anlaşılan o ki private equity (özel sermaye) şirketlerinde de benzer bir “doldur boşalt” yöntemi başlamış.

Habere göre, private equity (PE) şirketlerinin kendilerine ait fonlardan yine kendi fonlarına yaptıkları şirket satışlarının toplamı 2025’te 107 milyar dolara ulaştı. 2024’te bu rakam 70 milyar dolar seviyesindeydi.Burada sistem kabaca şöyle işliyor: PE şirketi bir fon kurarak yatırımcılardan para topluyor. Toplanan paralarla bir veya birden fazla şirket satın alıyor. Kurulan fonun süresi 5 ila 7 yıl oluyor. Amaç satın alınan şirketlerin bu süre içinde elden çıkartılarak, fonun likide edilmesi ve elde edilen karla birlikte yatırımcılara paranın geri ödenmesi. PE şirketi, yönettiği fonlardan yılda kabaca yüzde 2 yönetim ücreti (management fee) alıyor. Yıllık getiri de diyelim ki yüzde 20’nin üzerine çıkarsa, 20’yi geçen bölümden ayrıca bir kesinti yapıyor. Carlyle, Blackstone, CVC, KKR gibi dev PE şirketlerinin bünyesinde onlarca fon bulunuyor.

Financial Times’ın haberi; PE şirketlerinin, kurdukları fonun süresi içinde satamadıkları veya bekledikleri karı elde edemedikleri şirketleri, kendi bünyelerindeki başka bir fona satarak sistemi döndürdüklerini gösteriyor. Bu amaçla kurulan yeni fonlara continuation vehicle (devam veya aktarma aracı diye çevirebiliriz) deniyor. Satış sayesinde eski fon, yatırımcılarına geri ödeme yapabiliyor, PE şirketi karını realize edip komisyonunu alabiliyor.

Raymond James’in Private Equity Danışmanlığı Başkanı Sinha Haldea 2025’te PE şirketlerinin beşte birinin “aktarma amaçlı fonları” kullandığını söylüyor. Bunun son örneklerinden biri de Avrupa merkezli PE şirketi PAI Partners. PAI, ünlü dondurma markası Haagen-Dazs’ın da sahibi olan Froneri’deki hisselerini kendine ait bir fondan yine kendine ait başka bir fona 15 milyar euro’ya sattı. İşin ilginci, PAI’nin Froneri’deki bu “aktarmayı” ikinci kez yapması.

Aktarma satışları zaman zaman dava konusu da olabiliyor. ABD merkezli PE şirketi Energy&Minerals Group, gaz sondaj şirketi Ascent Resources’taki yüzde 30 payını kendine ait başka bir fona satma kararı aldı. Ascent’te hissesi bulunan Abu Dabi Yatırım Fonu, bu işlemin Energy&Minerals’e yeniden yönetim ücreti kazandırma girişimi olduğu gerekçesiyle itiraz etti. Delaware Mahkemesi, Abu Dabi Fonu’nun talebi üzerine işlemi durdurdu.

Senin araban 100 kilometrede ne kadar yakıyor” muhabbeti orta sınıfın vazgeçilmez konularından biridir. “Otobanda iyi de şehir içinde felaket yakıyor namussuz” diye sürer gider bu… Teknoloji çağının yakıtı ise internet tüketiminin ölçü birimi olan byte.

Holafly adlı e-SIM kart şirketi, popüler aplikasyonların her 5 dakikalık kullanımda kaç megabyte harcadığını hesapladı. World of Statistics bu çalışmayı X hesabında duyurdu. Tablo sol yanda...

Financial Times’ın malumatına göre Birleşik Krallık genelinde konut fiyatlarında son bir yılda yüzde 1.7 yükseliş yaşanırken, Londra’da yüzde 2.4 düşüş gerçekleşti. Dünya gayrimenkul piyasasınının en gözde kenti olan Londra’da 33 ilçenin (borough) 18’inde fiyatlar geriledi.

Haberin ilginç yanı fiyat düşüşlerinin zengin ilçelerde gerçekleşmesi. City of London’da 2025 Ekim ayı itibarıyla son 12 ayda yüzde 18’lik fiyat düşüşü yaşanırken, Kensington and Chelsea ve City of Westminster’da yüzde 16.5’lere varan gerilemeler var. (Rakamlar 12 aylık hareketler ortalaması bazında) Daha yaşanabilir bölgelerde ise fiyatlar artıyor. Barking and Dagenham, Lewisham gibi ilçelerde fiyatlar yüzde 5’in üzerinde artmış durumda.

Bir kamu kurumu olan Land Registry’nin rakamlarına göre Westminster’da ortalama konut fiyatı 890 bin sterline inerek 2013 yılı seviyelerine geriledi. Kentin en zengin ilçesi olan Kensington and Chelsea’de ise 2022’de 1.6 milyon sterlinle zirve yapan ortalama fiyat 1.19 milyon sterline kadar düştü.




v 2.0.0.0