Gazetecilerin en zor sınavı işsizlik
Medya gruplarının Cağaloğlu’ndan taşınarak büyük binalara geçmesiyle başladı hızlı değişim. 12 Eylül ile birlikte başlayan sendikasızlaştırma süreci 90’ların başında tamamlandı. Gazeteciler örgütsüz biçimde dağıldılar. Sonrası malûm… Yıllar gazetecilerin iş güvencesinden yoksun biçimde haftada 6 gün uzun mesailerle ve çoğunun ise işsiz kalmasıyla geçti. “Küçülmeye gidiyoruz” denildiğinde hep küçültülen çalışan sayısı oldu. 2000’lerle birlikte zaten bambaşka bir döneme geçildi. 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nü bir kez daha yüzlerce çalışamayan gazeteciyle karşılıyoruz. Ancak bugün yaşanan işsizlik hepsinden farklı.
Bugün yaşanan gazeteci işsizliğini ise farklı gruplar halinde değerlendirmek gerekiyor. Geçmişte arkasındaki sermayesi belli, açık ve net olan medya gruplarından bugün sahibinin kim olduğunu söylemek için uzun araştırma yapmamız gereken yayın grupları dönemine geldik.
Bir gecede el değiştiren koca koca yapılar, o yapıların ardındakilerin bir anda “kara para” “bahis soruşturması” ve “suç örgütü”nden tutuklanması, öte yandan el konulan muhalif kanallar bugünkü işsizliğin de oturduğu zemini oluşturuyor. Bir iki yıl önce ne olduğunu, yayınlarını, programlarını bildiğimiz kanalların akıbetini öğrenmek için eşelemek gerek. Şimdi son duruma yakından biraz yakından bakalım.
Son dönemin en tartışmalı kanallarından Ekol TV, yılın bitmesine kısa bir süre kala “küçülmeye” gitti. Kısa bir süre sonra da kapandığını duyurdu. 200’den fazla çalışan bir anda kendini kapı dışında buldu. Yönetmenden, editöre, muhabirden kameramana işini yapmaya çalışanlar yılı işsiz karşıladı. Bilindiği gibi ceza hukukçusu Prof. Dr. Ersan Şen’in kurduğu Ekol TV’yi Azeri iş insanı Mübariz Mansimov satın aldı. Nisan 2024’te yayına başlayan ve asayiş haberlerine ağırlık veren kanal, 8 ay geçmeden Mansimov’un çekilmesi ile kapandı. Mansimov’un ismi suç örgütü lideri Sedat Peker’in açıklamaları ile gündeme gelmişti. Peker, Mansimov’un sahibi olduğu Bodrum Yalıkavak Marina’ya eski İçişleri Bakanı Mehmet Ağar’ın çöktüğünü duyurmuştu. Ekol TV’nin çalışanlarının önemli bir bölümü Ciner’e ait olduğu dönemde HaberTürk ve Show TV’de geçen isimlerdi. Kapanma kararı, HaberTürk’teki operasyonların hemen ardından geldi. Kanalla ilgili “kara para aklama” iddiaları ayyuka çıktı. Son olarak Küçükçekmece Cumhuriyet Savcılığı hareket geçti. Soruşturma kapsamında kanalın eski sahibi Mansimov, yasadışı bahisle yargılanan Veysel Şahin, Ekol TV Genel Yayın Yönetmeni Emrah Doğru ve kanalın kurucusu avukat Ersan Şen şüpheli sıfatıyla dosyaya dahil edildi.
En büyük basın grubunun sahibi olarak şu an TMSF gösteriliyor. HaberTürk, Show TV ve Bloomberg kısa süre önce TMSF’nin yönetimine geçti. Can Holding, 2025 yılı Mart ayında Habertürk, Show TV ve Bloomberg TV'yi Ciner Grubu'ndan satın aldı. Ancak burada da tablo benzerdi. 6 ay sonra Can Holding’e TMSF el koydu. Sahipleri, yöneticileri tutuklandı. Suçlamalar; “kara para aklama”, “suç örgütü kurma”, “kaçakçılık” ve “dolandırıcılık”. Ardından iktidara yakın bir isim olan Genel Yayın Yönetmeni Mehmet Akif Ersoy’un uyuşturucu suçlamasıyla tutuklanması, sonrasındaki tuhaf operasyonlar, yandaş basına sızdırılan çarşaf çarşaf ifadeler malûm... Kanalı yeni alacak isim elbette çok yabancı olmayacak. Şimdi asıl endişeyi bu kanallarda çalışan emekçiler yaşıyor. Önümüzdeki günlerde ne olacağının belirsizliği ile bekliyorlar.
Yılların Flash TV’si de son bir yılı hareketli geçirdi. Halk TV'nin sahibi Cafer Mahiroğlu, 2024 Kasım ayında Flash TV’nin "Halk TV ailesine katıldığını" duyurdu. Ancak “tehdit ve baskı” nedeniyle devrin gerçekleşmediği açıklandı. Mahiroğlu yatırdığı parayı da bin bir güçlükle geri alabildi. Ardından Ocak 2025'te Erhan Kork'a satıldı. TMSF’ye geçme süreci de biliyorsunuz hayli çarpıcıydı. Ne var ki Kork da bir süre sonra tutuklandı. Çete, kara para, yasadışı bahis suçlamalarıyla yargılanıyor. Kanala ise önce TMSF el koydu. Ardından beklendiği gibi AKP’den daha önce Diyarbakır Milletvekili aday adayı olan Eşref Keleş'e satıldı. Tabii bu arada yine onlarca gazeteci işsiz kaldı.
Basının belki de en talihsiz kesimi. Bu yılsonunda toplu bir işten çıkarma yaşanmadı. Zaten uzunca süredir çok kısıtlı kadrolarla çalışıldığı biliniyor. Üstelik Hürriyet Covid-19 sürecinden bu yana evlerde yapılıyor. Milliyet ise haftanın sadece bir günü ofis çalışmasını sürdürüyor. Demirören’lere satışıyla basında yeni bir dönem başlamıştı. “Telefonda Erdoğan’a ağlayan patron”un sesi hâlâ kulaklarda. Şimdi bu iki gazetenin de daha küçük bir binaya geçip Mahmutbey’deki dev arazinin konut, AVM gibi için kullanacağı söyleniyor. Dediğim gibi buralarda toplu bir işten çıkarma yok ama zaten çoğu gizli işsiz durumunda. Hâlâ 30 bin TL civarında muhabir, 40 bin TL civarında editör çalıştırılıyor. Daha iyi olanlar da bu rakamın çok çok uzağında değil. Üstelik en az 10-15 yıllık deneyime sahip kişilerden söz ediyorum.
Son dönemde muhalif medyaya ceza vermekle ya da birkaç çalışanını gözaltında almakla yetinmiyorlar. Bir yayın organı tümden yok ediliyor. Gazeteci Merdan Yanardağ’ın televizyonu TELE1’e de yılın son döneminde çöküldü. Yanardağ bildiğiniz gibi halen tutuklu. Kanal TMSF yönetimine geçti. Çalışanların önemli bir bölümü istifa etti. Çoğu halen işsiz.
İktidara yakın olan medya dışında da durum iç açıcı değil. Son gelişme Sözcü TV’nin başına Yılmaz Özdil’in getirilmesiyle yaşandı. Yaklaşık 15 muhabir ve editör yılbaşından hemen önce işsiz kaldı. Muhtemelen içlerinden çok azı üç ay içinde yeni bir iş bulabilecek. Geçen yıl bu cephede en büyük kayıp ise “algoritmalara” yenilen Gazete Duvar oldu. Kapısına kilit vuruldu, nitelikli bir yayın organı yok edildi. Kendi alanında çok iyi işler yapan emekçilerin bir bölümü aradan 9-10 ay geçmesine rağmen işsiz.
Erhan Tekten (45-Editör): İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi mezunu. Mesleğe İHA’da başlamış. Ardından DHA ve CNN Türk’te çalışmış. Muhabir ve editör olarak görev almış. Sonrasını ondan dinleyelim: “Kuruluşundan itibaren Ekol TV’de editör olarak görev yaptım. ‘Küçülmeye gidiyoruz’ denilerek işten çıkarılan ilk gruptaydım. Zaten sonra da kanal kapandı. Şimdi işsizlik maaşıyla geçiniyorum. Sonuçta çok yüksek ücretler almıyoruz. Eğer işsiz kalacağımı bilsem hiç borçlanmazdım. Şu an en dezavantajlı durumdaki işsizler, en genç olanlar. Tam işe başlamış ve kendini yetiştirmeye çalıştığı dönemde yeniden iş bulmak kolay değil. Çalışan Gazeteciler Günü’ne işsiz olarak gireceğim. İş bulmak çok kolay değil bu ortamda. Alan giderek daralıyor. Aynı zamanda çalışanların bir bölümü çok düşük maaşlarla çalışıyor.”